|
|
| Uzayda geç kalmak Türkiye için avantaj |
|
|
Türkiye, uzay araştırmalarında adı geçmeyen bir ülke. 1990'da Uzay Bilimleri ve Teknolojileri Komitesi'ni kurup 1994'te TÜRKSAT 1B, bundan iki yıl sonra da TÜRKSAT 1C haberleşme uydularını uzaya gönderen Türkiye'nin bu alandaki yatırımları neredeyse bunlarla sınırlı. 2004'te de Hava Kuvvetleri'nin desteğiyle Türk Uzay Kurumu'nun kurulması için adım atıldı; bugünlerde de başbakan bu konuya eğileceklerini söylüyor, o kadar. Buna karşılık Çin, son yıllardaki yatırımları ile uzaydan en fazla faydalanacak ülkelerin başında geliyor. ABD, Rusya ve Japonya'dan daha iyi bir gelecek vaat ediyor Çin. Bilgileri aktaran Doç. Dr. Serkan Anılır, kariyerini Japonya'da sürdüren genç bir bilim adamı. Japon Uzay Havacılık Dairesi'nde (JAXA) çalışan tek yabancı değil, tek Türk. NASA'da da çalışan Serkan Anılır, uzaya yönelik taşımacılıkta maliyetleri aşağı çekecek ATA Uzay Asansörü adını verdiği projenin de mimarı. 2001'de NASA'nın Başarılı Genç Bilim Adamı Ödülü'nü alan Anılır'ın biyografisi, yüzyılın bilim adamları ansiklopedisine de girdi. Enerjinin elde edilmesinde uzayın önemli bir alan olduğunu, bu konuda Japonya'da güneş antenleri projesini yürüttüğünü anlatan Anılır'ın bir diğer çalışma konusu ise deprem sonrası oluşacak tabloda hayati önem taşıyan 'altyapıya ihtiyaç duymayan' binalar. Hafta başında, üzerinde çalıştığı projeleri Türkiye�ye nasıl uyarlayabiliriz konusunda temaslarda bulunan Anılır'la, uzayda geleceğimizi ve neler yapmamız gerektiğini konuştuk. -Temaslarınız nasıl geçti, neler yaptınız? Çeşitli üniversitelerle ve mimarlarla buluştuk, yeni projeler yapabilir miyiz diye. Bu çerçevede Tokyo Üniversitesi ile İstanbul Teknik Üniversitesi, Kale Grubu�nun sponsorluğunda, Galata bölgesini afete hazırlayacak bir program yürütecek. Yani Japonların afet üzerine geliştirdikleri çeşitli teknolojileri Galata�da uygulayabilir miyiz gibi konuları araştıracağız. Ardından kasım ayında yapılacak Uluslararası Mimarlık Kongresi�nden sonra, konu başlığını henüz belirlememe rağmen Geleceğin Türkiyesi, Anadolu�da altyapısız yapılar programı var. Burada çocuklara yönelik bir de workshop yapmayı düşünüyorum. -Altyapısız yapılar neyi içeriyor? Türkiye'de özellikle deprem sonrası, altyapı çökse dahi evin içinde altyapıyı devam ettirecek su, elektrik vs. gibi gerekli ihtiyaçları sağlayabilecek sistemleri kapsıyor. -Nasıl çalışıyor bu sistem? Bina olacak, ama binaya elektrik, su, gaz tesisatı bağlanmayacak. Bunun karşılığında evden herhangi bir kanalizasyon da çıkmayacak. -Gelişmiş ülkelerin İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana uzay konusunda bir ilerleme katetmediğini söylüyorsunuz. Bunun sebebi nedir? Soğuk Savaş, ABD ile Rusya arasındaki bir teknoloji savaşıydı. Uzayın gelişmesi de bu dönemde oldu zaten. İşte Apollo ve Mir, bunların yaptığı sistemler, tamamıyla Soğuk Savaş'ın bir eseridir. Yani ben teknolojinin ilerlemesi için Soğuk Savaş'ın bir nevi iyi olduğunu düşünüyorum. Bugün Japonya, İtalya, Almanya gibi savaşa katılmış ülkeler G-8'in içerisinde. Ama savaşa katılmamış ülkeler veya savaştan etkilenenler hâlâ gelişme aşamasında. Yani teknolojinin gelişmesi için savaş bir araç oluyor aslında. Ama savaş kötü bir şey tabii. Savaş ortamı olmadığı için ilerleme de olmadı diyorsunuz yani. Eskiden bir hedef vardı ama şu anda bir hedef yok. Mesela Ay�a giderken hedef çok belliydi: Ay�a gitmek. Bunun için ABD her şeyi yaptı. Bizim de yapmamız gereken bu aslında. İstanbul'da deprem olursa biz büyük sorunlar yaşarız. Bu depremleri yaşamadan, bunların önlemlerini alabilelim. Hedefimiz belli. Deprem sonrası, özellikle yardım gelene kadar musluğu açınca suyu akmazsa, düğmeye basınca elektriği yanmazsa insanlar kendilerini nasıl idare edecek? İşte yapmaya çalıştığımız, kullanılan mevcut uzay teknolojilerini ne şekilde insanların hayatlarına adapte edebiliriz? Mesela suyu temizleme gibi sistemler kuruyoruz. Atık suyu yüzde 99,3'e varan oranda temizlemeyi başardık. Bunu alıp evde kullanıyoruz. Şu an ki teknolojimizle bunu yüzde 99,6'ya geliştiriyoruz. Bir gün yüzde 100 olacak. -Uzay konusundaki teknolojik gelişmelerde hareketlenme var mı? Hiçbir hareketlenme yok açıkçası. Çünkü hedef yok. Hedefi yine işte Ay�a gideceğiz diye belirlediler. Eskiden gidilmiş zaten. Ama mesela benim yönettiğim projelerden birisi güneş antenleri. Enerjiyi uzaydan alıp dünyaya aktaracak. Çünkü Japonya enerji olarak dışa bağımlı bir ülke ve ekonomisindeki en büyük sorun da bu zaten. İran'dan satın alıyor bütün enerjisini. -Türkiye ne durumda? Bildiğim kadarıyla en son Türk uzay kurumu kurulması için genelge hazırlanmıştı. Zannediyorum Türk Hava Kuvvetleri yapıyor, TÜBİTAK ile beraber. Bakın bu alanda gecikme Türkiye için bir avantaja dönüştürülebilir. -Nasıl? Türkiye bir uzay ajansı açtı diyelim. Sonra NASA veya başka uzay ajansını kopya eden bir sürü bölüm açıp var olan şeyleri yapmamalı Türkiye. Jaxa'nın da 28 tane birimi, ona bağlı da 570 küsur alt birimi var. Ana bütçe sırasıyla dağılıyor. Türkiye de aynı bürokrasiyi yaşayacak. Mesela NASA bütün bütçesini tek noktaya toplasa, Mars'ta şehir kurar. Öylesine bir bütçesi var yani. Şimdi Türkiye öyle bir bütçeye hiçbir zaman sahip olmayacak. Çünkü cüzi bir rakam olacak. Başka grupların yaptığı çalışmaları da aynı şekilde tekrar edecek olursak, Türkiye işte NASA'nın kullanmadığı makineleri satın alacak. -Birçok alanda olduğu gibi. Aynen. Ama Çin, bu noktada büyük bir örnek. Çin, uzay ajansını kurduktan sonra iki astronotu (taykonot) uzaya yolladı. Taykonotlar gitti ve hidrojen santralini kurdu� -Çin'in farkı ne oldu? Bu alana odaklandı. Mesela Türkiye'nin de kuracağı uzay kurumunda tek bir departman olur, "Amacımız güneş anteni yapmak, başka hiçbir şey yapmayacağız." dersek enerji sorunumuzu çözeriz. Türkiye'nin uzaya insan göndermesine gerek yok. Öyle biz kimseye bir şey kanıtlamak zorunda değiliz. Artı öyle teknik bir altyapımız yok. Uzaydan enerji elde etmeye odaklanıp dünyaya enerji satabilecek bir konuma gelebiliriz. Kişisel gelirimiz artar. Türkiye için yepyeni bir ufuk açılır. Bunu istiyorsak, güneş antenlerini Türkiye kurabilir. -Peki bu mümkün mü? Tek başıma Türkiye'de kuramam. Bu, çeşitli kurumlarla bir araya gelerek yapılacak bir proje. -Türkiye projeye başlasa ne zaman enerji üretebilir? 2010 yılında ilk deneme uydusunu atabiliriz diye düşünüyorum. Tabii üzerinde ciddi şekilde çalışılırsa. Bugün uzay teknolojisi ile uğraşmayan hiçbir ülke başarılı olamaz. Çin'in yaptıkları ortada. Uzay teknolojisi demek illa uzaya bir şey yollamak değildir. -Güneş antenleri projesini kaç yıldır yönetiyorsunuz? Jaxa'da projeyi 2 yıldır yönetiyorum. Yapı grubunu komple ben yönetiyorum. Yani güneş anteni uzayda nasıl açılacak, ağırlığı ne olacak, sistemleri nedir, bunu nasıl yansıtacak her şeyini benim grubum yapıyor. Bir Türk olarak Türkiye için de aynı şeyi yapmak isterim. Hatta Jaxa ile ortak bir program halinde bile yapabiliriz. Birbirimizin eksiklerini tamamlarız. |
|||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


