Teknoloji ve Tasarım Dersi Anasayfa arrow Ünlü Türk Büyükleri arrow Süleyman Celebi












Süleyman Celebi Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 2
Kötüİyi 


1360 - 1422




HALK arasında. Süleyman Dede diye tanınır, Mev­lit şairi Süleyman Çelebi'nin doğum tarihi kesin­likle bilinememektedir. Ancak bazı tarihçiler 1360 yılını kabul ederler. Bursalıdır. İyi bir din eğitimi görmüştür. Çelebi ve Dede unvanlarına bakılarak kendisinin bir «Mevlevi dervişi» olduğu söylenir. Gençliğinde Şeyh Emir Sultan Buhâri'den ders almıştır. Türbesi Bursa'da, Çekirge yolu üzerinde­dir. Her yıl adına büyük ihtifal tertiplenmektedir.



 



D

İN eserleri içinde, «Peygamber'in hayatını, karakterini anlatanlara «Siyer» denir. Bunlar arasında beş yüzyıldanberi doğum, ölüm, düğün gibi vesile­lerle halk arasında okunan Süleyman Çelebi Mevli­dinden başarılısı yoktur. Yüzyılllardan beri şehir ve kasabalarda, her sınıf halk, iyi veya kötü vesilelerle Mevlit'in tamamını veya konuyla ilgili bölümünü okumaktadır. Oysa, bütün Mevlit'in basılısı 47 say­fa tutar, küçük bir kitaptır. Ancak içindeki coşkun anlatım ve iman dilindeki ahenk bu eseri yaşatmak­tadır. Süleyman Çelebi, Dördüncü Osmanlı Hüküm­darı Yıldırım Bayezit devrinin tanınmış şair ve bil-ginlerindendİr. Sağlığında, sultana divan imamlığı yapmış olduğu da bilinmektedir. Padişahın ölümün­den sonra Bursa'da ki Ulu Cami'e imam oldu. Ese­rini hangi tarihte yazdığı bilinmiyorsa da sebebi hakkında pek yaygın bir söylenti vardır: Bir gün Bursa camilerinde, muhtelif din adamlarının Hazre-ti Muhammed'i değişik yaşayışta anlattığını görün­ce üzülmüş ve hiç kimse değiştirenlesin diye bir «Siyer-i nebi (Peygamber'in hayatı)» yazmağa ka­rar vermiş. Siyer manzum olunca bunu elbette kim­se değiştiremezdi. Bunun üzerine çok sade, ama ger­çekten  tesirli bir dille,  Mevlid-i Şerîf'i yazmıştır.

Eser aslında altı bölümdür: Münacat (yakarış), Velâdet (doğum), Risalet (peygamber oluş), Miraç, Rıhlet (ölüm)   ve Duâ.

Ama, halk arasında, ellerde dolaşan taş baskısı kopyalara daha birçok olay karıştırılmış ve Hazret-i Fâtıma'nın vefatı, geyik hikâyesi, güvercin hikâye­si, İbrahim Aleyhisselâm kıssası, kesik baş hikâye­si gibi birçok örnekler, bağımsız bölümler halini al­mıştır. Bunlardan Velâdet bölümü, eskiden çocuk­ların okula başladıkları sırada yapılan âmin alayla-rıyle doğumlarda, Vefat bölümü, ölümler dolayısıy-le okutulan mevlitlerde tercih edilirdi. Ama bilhas­sa dinleyenleri çok tesir altında bırakan Vefat bö­lümünden çoğu zaman vazgeçilirdi.

Günlük toplum hayatının çeşitli safhalarında Mevlitten bölümler, ya da tamamını okumak gele­neği daha ziyade Osmanlı Türkleri arasında çok yaygındı. İstanbul'da ilk Mevlid-i Şerif, Ayasofya kilisesinin   camie   çevrilmesi   dolayısıyle   Fatih   tara-



fından okutulmuştur. Buna karşılık, başka İslâm ül­kelerinde, Anadolu Türkleri arasındaki kadar inanç ve coşkunlukla Mevlit okunmazdı. Musul'dan ge­çerken, Vali Ebubekir Hâzim Tepeyran bir hâtıra­sını anlatır: Bir hana inmişler. Hanın avlusunda bir yandan pilâv yiyip yağlı ellerini koltuklarına silen Araplar, bir yanda davul, dümbelek çalarak oyna­yanlar, bir yanda da beş on kişilik bir grup, hep birden avaz avaz haykırarak bir şeyler okumakta-larmış. Hâzim Bey ne oluyor diye sormuş ve hay­ret içinde  Mevlit okunduğu  cevabını almış.

Oysa büyük günlerde, gerek bir ailenin, gerek bütün bir toplumun  ne  heyecanla  Mevlit okuduğu­nu,   romancı   Halide   Edip   Adıvar,   «Sinekli   Bakkal» isimli  eserinde gayet güzel tasvir etmiştir. Allah âdın zikr idelim evvelâ Vacip oldur cümle işde her kula beytiyle   başlayan   Mevlit'in   ilk   mısraı,   «Besmele» nin en güzel ve doğru  tercümesidir de. Süleyman Çelebi, gayet sade ve ahenkli bir dille yazdığı ese­rinin kolayca hafızalarda yer etmesini bu ahenk sa­yesinde sağlamıştır.

Allah âdın kim ki en evvel ana Her işi âsân ider Allah ana Bu yüzden  eseri  en  çok  okunan  kişi  olmuştur. Aşağıdaki parça,  büyük  eserinden  alınmıştır: Âmine hatun Muhammed ânesi Ol sedeften doğdu ol dür dânesi Ol gice kim doğdu ol hayrülbeşer Ânesi anda neler gördü neler Didi gördüm ol habibin ânesi Bir acep nur kim güneş pervanesi Berk urup çıktı evimden nagehan Göklere dek nur ile doldu cihan Gökler açıldı ve fetholdu zulem Üç melek gördüm elinde üç alem Yarılıp divar çıktı nagehan Üç bile huri bana oldu iyan Didiler oğlun gibi hiçbir oğul Yaradılalı cihan gelmiş değül. Süleyman   Çelebi'nin   Mevlid-i   Nebevi'si,   yüz-yıllardanberi halk arasında hem inanıldığı, hem de gelenek halini aldığı için yaşamaktadır.
 
< Önceki   Sonraki >

Şuanda 35 misafir bağlı