Teknoloji ve Tasarım Dersi Anasayfa arrow Ünlü Türk Büyükleri arrow Pir Sultan Abdal












Pir Sultan Abdal Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 4
Kötüİyi 
 DOĞUM ve ölüm tarihi kesin olarak bilinmeyen aerviş şairlerimizdendir. Sivas dolaylarında yaşa­mıştır. Şii ve Kızılbaş'tır. Kızı ağzından yazılan bir destanda Kızılbaş'ları ayaklandırmağa kalkmış ol­duğu, yakalanıp hapse atılarak sonunda asıldığı söylenmiştir. Bundan da bir veya birkaç defa ev­lendiği sonucu çıkarılmaktadır. Bir şiirinde «Beli­nin büküldüğümü. «Dilerininş döküldüğü»nü de söyler ki bu da    çok    yaşadığını    göstermektedir.



 

SOYU Yemen'den gelme olan Pir Sultan'ın asıl adı Haydar'dır. Aleviler, yani Hazreti Ali'yi Muham­met'e tercih edenler genellikle soylarını ona ve Ye-men'e bağlarlar. Ha~retin bir Kızılbaş tarikatı olan Bektaşilik'teki merte /eleri aştığı, unvanlarından bel­lidir: Tarikatın en yaşlılarından olduğu için «Post»a oturmuş ve «Pir» unvanını, «Dede Sultan» lâkap­larını haketmiştir. Abdallığa gelince, Bektaşilikte «Be­dii» olan, yani mâna âleminden yeryüzüne kıyafet değiştirerek tebdil gezdiklerine inanılan kırk ulu­ya «Abdal» derlerdi ki üç yüz veli, yani ermiş ara­sından seçilirlerdi ve kimler olduklarını yalnız ken­dileri bilirlerdi. Kırk Abdal'ın yedisine «Erkân» (di­rekler), üçüne «Evtad», yani bağlayıcılar denirdi. Bir tanesi de kutup rütbesini alırdı.

Pir Sultan, işte o kırklara karışmıştır. Ancak, her-ne kadar Bektaşilik bir tarikatsa da Kızılbaşlık öyle değildir. Eylem ve politika yoluyle dünyaya gerek­li düzeni vermek Kızılbaşlığın sorundandı. Bu sebep­le Pir Sultan da eyleme kalkışmış ve Hızır Paşa tara­fından Sivas'ta  yakalanarak asılmıştır.

Yürü bre Hızır Paşa Senin de çarkın kırılır Güvendiğin  padişahın Ola ki bir gün devrilir

dörtlüğüyle başlayan şiirlerde Pir Sultan'ın Hızır Pa-şa'yla dâvası anlatılmıştır.

Evliyâ'nın çoğunda olduğu gibi Pir Sultan'da da destan unsurları hayatını gerçeklerden masal hava­sına götürmüştür. Soyunun Ali'ye ve Muhammet'e dayandırılması, Hızır Paşa'nın kendisine gelerek him­met istemesi, Pir Sultan'ın: «Hızır, gün gele vezir olasın, ama yine beni arayasın» diye paşanın gele­ceğini haber vermesi, paşa, vezir olduktan sonra onu istanbul'a konağına getirtip yemek ikram edin­ce «Sen zina ettiğin, ikram ettiğin yemeği ben de­ğil, köpeklerim bile yemez» diyerek onu kızdırma­sı hep bu destan unsurlarındandır.

Rivayete göre Pir Sultan'ın asılısı da, Hızır Pa­şa'nın kendisine «Uç şiir söyle ki, içinde Şah'ın adı geçmesin» dediği halde üçü de baştan başa İran Şa-hı'na  övgü olan  şiirler  söylemesindendir.



Hızır Paşa  bizi  berdâr etmeden Açılın kapılar Şah'a varalım Seyaset günleri gelip yetmeden Açılın kapılar Saha varalım

Gönül çıkmak ister Şah'ın köşküne Can boyanmak ister Ali müşküne Pirim Ali, on  iki imam aşkına Açılın kapılar Sah'a varaılm

diye  başlayan şiiri de   bunlardandır.

Pir  Sultan  Abdal,  yalnız dervişçe  şiirler değil,

aşk şiirleri de yazmıştır. Şu örnekte olduğu gibi: Ben de şu dünyaya geldim geleli Emanetten bir don giymişe döndüm Sahibi çıktı da elimden aldı Koru yerde koyun yaymışa döndüm

O yâr geldi geçti geri bakmadı Hendekler kazdırdım sular akmadı Çok yuva bekledim cücük çıkmadı Boş yuva beklemiş yoz kuşa döndüm Pir Sultan Abdal'ım bu dünya fâni Baştan başa kim sürdü bu devranı Yarin bir çift sözü üşüttü beni Yüce dağ başında buymuşa döndüm Şair, tabiata da son derece bağlı görünmekte­dir. Onun:

Öt benim sarı tamburam Senin aslın ağaçtandır

diye başlayan taşlaması gibi pek çok şiiri bugün hâ­lâ dillerde dolaşmaktadır.

Pir Sultan Abdal ile ilgili bilgilerin çoğunu, kızı Sanem Hatun'un ağıtından öğreniriz. Dilden dile, gü­nümüze kadar gelen bu ağıt, onun darağacında can verdiğini, yanık, içli bir ifadeyle uzun uzun anlatır: Uzundu, usuldü dedemin boyu Yıldız'dır yaylası, Banaz'dır köyü Yaz bahar ayında bulanır suyu Sular çağlar çağlar Pir Sultan deyu

Pir Sultan kızıydım ben de Banaz'da Kanlı yaş akıttım baharda güzde Dedemi astılar kanlı Sivas'ta Darağacı ağlar ağlar Pir Sultan deyu
 
< Önceki   Sonraki >

Şuanda 32 misafir bağlı