Teknoloji ve Tasarım Dersi Anasayfa arrow Ünlü Türk Büyükleri arrow Osman Gazi












Osman Gazi Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 


1258 - 1324




OSMANLI İmparatorluğu'nun kurucusudur. Sö­ğüt'te doğdu. Kayı aşireti başbuğu Ertuğrul Bey'in oğludur. Osman Gazi, ilk zaferini İnegöl Tekfuru ile yaptığı savaşta kazandı. Bizans'ın bu güçlü merkezini fethetti. Bunu Koçhisar ve Karqcahi-sar'ın fetihleri izledi. Selçuk Hükümdarı tarafın­dan, bu başarılarından ötürü kendisine Beylik un­vanı verildi. 43 yıllık saltanatını fetihlerle süsledi. Bursa'da hayata gözlerini yumdu. Orada    yatar.



 



o

^P GUZ Türkleri'nin 24 boyunun en soyluların­dan biri kabul edilen Kayı aşireti 400 çadır ve ka­dınlı erkekli 4000 kişi olarak Orta Asya'dan Türkis­tan'a ve oradan da Anadolu'ya gelmiş, buradaki ko­naklama sırasında vukua gelen Yassıçemen Mey­dan Muharebesi'nde Anadolu fatihi Türk - Selçuk Sul­tanı Alâeddin Keykubat'a büyük hizmette bulun­muştu. Kayı aşiretinin bu hizmetinden ziyadesiyle hoşnut olan Selçuk Sultanı- onlara Kuzeybatı Ana­dolu'da bir yurt vermişti. Bilecik - Eskişehir - Kü­tahya illerimizin sınırlarının birleştiği bu nokta Sel­çuk toprakları ile Bizans arasında bir tampon bölge idi. Böylelikle Sultan Alâeddin Keykubat, babası Gündüz Alp'in ölümü üzerine aşiretin başına geçen Ertuğrul Bey'e bu yurdu vermekle Bizanslılara kar­şı kendi güvenliğini sağlayacak bir tabiye sahibi ol­muştu. Ertuğrul Bey, aşiretinin başında bulunduğu yıllar içinde üstün bir gayret göstererek topraklarını yaklaşık olarak dört misline çıkarmış ve oğlu Os­man'a böyle bir yurt bırakarak 1281 yılında haya­ta gözlerini yummuştu.

Söğüt'te oturan Osman Bey, komşularıyle iyi geçinen, mert olduğu kadar saygılı ve sohbetine do­yum olmaz bir insandı. Bu bakımdan komşuların­dan olan Şeyh Edebali ile olduğu kadar Bilecik Tek­furu ile de gayet iyi dosttu. Ancak Edebâli'nin, genç Osman Bey'i hakikaten çok sevmesine karşılık Bi­lecik Tekfuru yüzüne gülmesine rağmen Osman Bey'e karşı hiç de iyi hislerle dolu değildi. Hele onun fütuhata başlamasından zerrece hazetmiyordu.

Şeyh Edebâli'ye misafir olduğu bir gece Os­man Bey tuhaf bir rüya görmüştü. Şeyhin kuşağın­dan çıkan bir hilâl, Osman'ın bağrına giriyor ve göğ­sünden bir ağaç fışkırıp dal budak salarak cihanı kaplıyordu. Dağlar, ormanlar, dereler, ırmaklar, şe­hirler, denizler hep bu ağacın altında kalıyordu. Os man Bey ertesi sabah bu rüyasını anlattığında Şeyh Edebâli heyecana kapılmış: «— Oğul sen padişah olacaksın. Devletin cihanı kaplayacak. Benim kızım Mal Hâtûn senin neslini üretecek. Kızım artık se­nin helâlindir..» diyerek Mal Hâtun'u derhal Osman Bey ile nikahlamıştı. Mal Hâtûn ile evlenen Osman Bey'in   bir oğlu  oldu,  adını  Orhan   koydu.   Osman



Bey, Bilecik Tekfuru ile olan iyi münasebetle­rini devam ettiriyordu. Bir gün Bilecik Tekfuru'-nun, oğluna Yarhisar Tekfuru'nun kızını alıp bü­yük bir düğün tertipleyeceğini işittiği zaman kom­şusu olan tekfura gitmiş ve yaylalarda yetiştirdik­leri koyunlardan kendi eliyle ayırdığı en iyilerini düğün armağanı olarak sunarken «Hâtûnum da siz kardaşımın hâtûnu ile tanışmak ister, izin verirse­niz onu da getirelim düğüne» demeyi de ihmâl et­medi. Tekfur, son zamanlarda Osman Bey'e karşı iyice artan husumeti yüzünden bunu büyük bir fır­sat bildi ve orada adamlarıyle yaptığı konuşmada bu düğün sırasında Osman'ın öldürülmesi kararlaş­tırıldı. Osman'ın iyi dostu olan Harmankayası Tek­furu bu fecî tuzağın hazırlandığını haber alır almaz durumu kendisine haber verdi, dikkat etmesini söy­ledi. Düğün, şehrin dışındaki Çakırpınarı mevkiinde kır eğlenceleri hâlinde yapılacaktı. Türk beyi de da­vet edilmişti düğüne. Ancak kendisine hazırlanan tuzaktan haberi olan Osman Bey, Bilecik Tekfuru'na karşı bir tuzak hazırlamıştı.

«.— Hâtûnlarımızla geliyoruz. Ancak sizden ri­camız odur ki, hâtûnlarımız Çakırpınarı'ndan ayrı bir yere gönderilsinler ki, tekfurları görüp utanmasın­lar. Ağırlıklarımızı da Bilecik'e yollarız.» şeklinde haber saldı tekfura.

Osman Bey'in Bilecik'e gönderdiği ağırlık iki katar öküz yüküydü ve bunu götüren kadınlardı. Aslında ağırlık diye götürülen, keçelerin içine sa­rılmış askerlerdi. Kadın kılığı altında Çakırpınar'ına gönderilenler de aynı şekilde askerlerdi.

Kaleye yük olarak giren askerler kılıçlarına sa­rılıp orayı hemen ele geçiriverdiler. Osman Gazi'nin de düğün sırasında birden yerinden fırlayıp atına atlayarak kaçmaya başlaması tekfuru şaşırtmış ve «— Türk kaçtı, yakalayın!» diye bağırarak adamla­rını onun peşinden göndermişti. Kadın kılığı altın­daki cengâverler hemen kılıçlarını sıyırıp peşlerine düşmüşler ve iki ateş arasında kalan tekfur ile as­kerleri kılıçtan geçirilerek Bilecik, Türklerin malı ol­muştu. Osman Bey böylelikle adını taşıyacak ve üç kıtaya yayılacak büyük devletin kuruluşu yolunda ilk büyük adımını da atmış oldu...

 
< Önceki   Sonraki >

Şuanda 42 misafir bağlı