|
|
| Naima |
|
|
|
1652-1715 NAİMA. ilk resmi vakanüvis ve Osmanlı tarihçileri arasında en ünlü kişidir. Halep'te doğdu. Babası. Halep eşrafındandu İlk öğrenimini orada tamamlayan Naima, genç yaşla istanbul'a geldi. Yüksek öğrenim gördü ve Divan Kalemi'nde memur olarak hayata atıldı. Hayatı çok dalgalı geçti. Bozan çok yükseldi, basan gadre uğrayarak sürgün yaşadı ve 63 yaşındayken. Mora Yarımadasının Pcıticts faısahasiîida vefat etti. Patias'ta gömüldü. O SMANLI Tarihi'nde resmî olarak ilk vakanüvis Mustafa Naima Efendi, ilk öğrenimini, doğduğu şehir olan Halep'te tamamladıktan sonra, pek genç yaşta İstanbul'a geldi. Küçüklüğünden beri okuyup, yazmaya, özellikle tarihe ve edebiyata büyük merakı vardı. İstanbul'da Enderun'a devam etti. Sonra, Divan kâtipliğinde görev aldı. Pırıl pırıl zekâsı, titiz çalışmasıyla kendini kısa zamanda gösteren Naima, Kalaylı Koz Ahmet Pa-şa'nın Divan Efendiliği'ne yükseldi. Daha sonra, ilim ve sanat adamlarını korumakla tanınmış Amcazade Hüseyin Paşa'nın hizmetine girdi. İşte, Nai-ma'yı Naima yapan o ciddî çalışmalar, Hüseyin Pa şa'nın yanındayken başladı. Amca-zade Hüseyin Paşa, Naima'nın mükemmel tarih bilgisini öğrenince, ona, önemli bir görev verdi. Paşanın kütüphanesinde, «Sarih el-menar-zâde Ahmet Efendi» nin yazdığı, fakat henüz düzene konulmamış, müsvedde hâlinde bir tarih kitabı vardı. Bu kitap, 1591 ilâ 1659 yılları arasındaki olayları naklediyordu. Hüseyin Paşa, bu kitabın derlenip toplanması ve yeniden kaleme alınması işini Naima'ya verdi. Naima, çalışmalarını çok sıkı tuttu. Çeşitli kaynaklara dayandı. Uzun araştırmalar yaptı ve kitabın daha ilk bölümlerini henüz tamamlarken, Hüseyin Paşa'nın büyük takdirini kazandı. Bu eser tamamlandığı zaman, artık eski müsveddelerle ilgisi kalmamış, baştan başa Naima'nın araştırması ve usta kaleminin ifadesi olmuştu. Bu yüzden, büyük eser Naima Tarihi olarak bilinir. Naima Tarihi'ne konu olan yıllar, Osmanlı İm-paratorluğu'nun en düşkün zamanlarına rastlar. Naima, canlı ve zarif üslubuyla o yılları önümüze sererken, sadece tarihçiliğindeki ustalığı değil, yazar-lığındaki kudreti de ortaya koymuştur. Osmanlı tarihçileri, genellikle saray dahilinde cereyan eden olaylara pek nüfuz imkânını bulamadıkları ve kulaktan kulağa bir şeyler duysalar bile, hayatlarından korktukları için, sathî kalmışlardır. Oysa, Naima cesaretle davranmış, hattâ Üçüncü Ahmet'in, tahta geçer geçmez 19 erkek kardeşini nasıl idam ettirdiğini bile açık açık anlatmıştır: «Pâdişâhı Cihanpenâh'ın biraderi olan on dokuz nefer şehzadei bîgünâh, nizam-ı âlem için, kemend-cânistan ile şüheda zirvesine ilhak edilirlerken, yetişkin olmayanların, annelerinin kucağından alınıp canlarına kıyılmasını harem-i hümâyûn vaveyla ve göz yaşlarına gark olarak seyreylemiştir...» İstanbul halkı da bu facianın üzüntü ve ıstırabını çekmiştir. Şehzadelerin en büyüğü Mustafa'nın son ânında şu beyti söylemiş olduğunu da, Naima, eserinde rahatça nakleder: Nâsiyemde kâtib-i kudret ne yazdı bilmedüm Ah, kim bu gülşen-i âlemde herkiz gülmedüm. Naima Tarihi'nin bir başka bölümünde. Sultan Üçüncü Mehmet'in korkaklığı bile anlatılmıştır. Na ima'dan öğrendiğimiz olay şudur: Padişah III. Mehmet zorla sefere çıkarılmış ve Osmanlı Ordusu, Ha şova mevkiinde durmuştu. Tarihe, Hasova Zaferi olarak geçecek olan savaştan önce, padişahın, Sad razam Damat İbrahim Paşa'ya gönderdiği tezkere pek yüz kızartıcı oldu: «Sen ki lalamsın, burda muharebe içün sent serdar idüp, ben buradan İstanbul'a revane olsam olmaz mı?...» Naima, padişahın, ecdadının sânına yakışma yacak bir biçimde nasıl korkaklık gösterdiğini, her halde bu belgeden daha iyi belirtemezdi. Naima, devlet kapısında, Anadolu Muhasebeci-liği'ne kadar yükseldi, fakat haksızlığa karşı göz yummadığı ve devrin ileri gelenleri hakkında tenkit edici sözler söylediği için 1706'da Hanya'ya sürüldü. Eşinin feryadı üzerine, sürgün yeri Bursa olarak değiştirildi ve sürgünde, çok sıkıntılı günler geçirdi. Koca bir yıl çekmediği çile kalmayan Naima, nihayet Çorlulu Ali Paşa'nın müsaadesiyle tekrar İstanbul'a geldi. Tekrar devlet hizmetine alındı. Hattâ Çorlulu Ali Paşa, onun gönlünü almak iç Mora seferine beraberinde götürdü. Lâkin bu sefer sırasında da tok sözlülüğünü cezasını çeken Naima, bir kısım görevlerinden a fedildi. Haksız ve yersiz muamelelere maruz kaldı Mora'nın Patias kasabasında muhasebeci olarak gö revlendirildi. 63 yaşındayken, orada öldü. Patias'ta bulunan tek camiin avlusuna gömüldü. Bir süre son ra ne o cami kaldı, ne de Naima'nın mezarı... |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


