Teknoloji ve Tasarım Dersi Anasayfa arrow Ünlü Türk Büyükleri arrow Mithat Paşa












Mithat Paşa Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 3
Kötüİyi 
BÜYÜK devlet adamı, meşrutiyet inkılâbının lide­ri olan büyük devrimci. İstanbul'da doğdu. Ule­madan Kadı Rusçuktu Hacı Eşref Efendi'nin oğ­ludur. Asıl adı Ahmet Şefik'tir. Pek genç bir yaşta Babıâli'deki Divân-ı Hümâyûn Kalemi'ne kâtip ol­du.62 ı/aşında Tâij'e sürgün edilip orada boğdu­ruldu ve gizlice İbni Abbas Mezarlığı'na gömüldü. Kemikleri, 1950 yılında anavatana getirildi. Hür­riyet Tepesi'ndeki Şehitlik Mezarliğına defnedildi.
 

ULTAN ABDÜLHAMİT büyük bir vehim ve heyecan içinde idi. Meşrutiyetin lideri ve büyük devrimci Mithat Paşa'yı Sadrazamlıktan azlettiği yet­miyormuş gibi, çok geçmeden amcası Abdülaziz'in intiharına cinayet süsü vererek, onu hal'edenlerin bu cinayeti işlediklerini ileri sürmüş ve Yıldız Sa-rayı'nda kurdurduğu mahkemede Mithat Paşa ile birlikte birkaç kişiyi daha ölüm cezasına çarptırmış­tı. Ancak Mithat Paşa'nın ne kadar sevilen bir şah­siyet olduğunu bildiği için başına bir iş açılmama­sı için cezasını müebbet hapse çevirtip kendisini Arabistan çöllerindeki Taif kalesine sürdürmüştü. Fakat bütün bu olup bitenlere rağmen yine de içi rahat değildi; vehim içinde kıvranıyordu. Mithat Paşa'nın İngilizler tarafından Tâif'ten kaçırılacağı vehmindeki Sultan Hamit, tek selâmetin onun vü-r.udunun ortadan kalkmasında olduğuna inandı. 63'ncü Alay Kumandanı ve sâdık bendelerinden Mehmet Lütfü Beyi, Tâİf'e gönderdi.

Hürriyet kahramanı Mithat Paşa, bu kaledeki odasında mahpus iken yanında bir de sâdık adamı bulunuyordu. İstanbul'dan «Mithat Paşa'nın vücu­dunun ortadan kaldırılması» fermanını alıp gelen askerî birliğin yüzbaşısı İbrahim Ağa, bu işin ses­sizce halledilmesi için önce Mithat Paşa'nın sâdık adamı Arif Ağa'yı çağırtmış ve Paşa'nın zehirlenme­si hususunda yardımını istemişti. Yüzbaşı: «Mithat Paşa'yı bu gece bitireceğiz. Sen odasının kapısını bize açacaksın, açmadığın takdirde sonun pek fena olur!» demişti. Ancak Arif Ağa derhal Paşa'ya va­ziyeti bildirmiş ve bunu gören askerler tarafından alıp götürülmüştü.

7 mayıs 1384 çarşamba gününü perşembeye bağlayan gece Mithat Paşa'nın yattığı odanın kapı­sı kırılarak açıldı. 62 yaşındaki büyük devlet adamı gelenleri büyük bir sükûnet içinde karşılamıştı. En ufak bir mukavemet dahi göstermedi. Edirneli Ber­aber İsmail adındaki askerin boynuna geçirdiği il­mikle orada ruhunu teslim etti.

Mithat Paşs'nın na'şı gizlice kaleden çıkarılıp civardaki İbni Abbas Mezarlığı'nda sabah güneş doğarken toprağa verildi. Yayınlanan resmî rapor, Mithat Paşa'nın şir-i pençe ve kasığında çıkan hıyar­cıktan vefat ettiğini bildirmekteydi.




İmparatorluğun çeşitli eyâletlerinde çeşitli gö revlerde bulunan Mithat Paşa, Tuna Valiliği sırasın­da büyük ün yapmıştı. Üç yıllık görevi sırasında asnyişi tesis etmiş, yollar, köprüler, kanallar yaptır­mış, islahevleri açmıştı. «Emniyet Sandığı» ile Ziraat Bankası da onun meydana getirdiği büyük eserler arasında idi. Böylelikle tefeciliğin önüne geçmişti.

Tuna Valiliğinden sonra Bağdat Valiliğine atan­dığı zaman ayni müspet icraatı orada da göstermiş ve 1872 yılında Sultan Abdülaziz kendisini Sadrâ­zam yapmıştı.

İki buçuk ay sonra azledilmiş olmasına rağmen ülkede artık meşrutiyetin kurulmasını isteyen Ye­ni Osmanlılar Cemiyetî'ne mensup Namık Kemal ve Ziya Paşa gibi değerli vatan gençleri Mithat Paşa'yı kendi ülküleri için tabiî bîr lider sayıyorlardı. Ab­dülaziz'in tahttan indirilmesinde olduğu kadar akıl­ca hasta olan V Murat'ın yerine Abdülhamit'in ge­tirilmesinde de başrolü oynayan Mithat Paşa bu ara­da ilk anayasayı da hazırlayıp,.bunu tahta çıkardığı Abdülhamit'e kabul ettirmişti.

Ancak çok geçmeden Abdülhamit, kendisini tahta çıkartan Mithat Paşa'yı tasfiye etmek istemiş ve Rusya savaşını bahane ederek kendi görüşlerine tamamen zıt görüşlere sahip bulunan Sadrâzamını vapura bindirtip Avrupa'ya sürgün ettirmişti.

Anayasa bir taraftan kazaya uğrarken, demok­rasinin babası sayılan adam da yurttan uzaklaştırıl­mıştı. Ancak Sultan Abdülhamit, kendinden önce­ki iki padişahı tahttan indirten bu «tehlikeli adam» dan tam mânasıyle kurtulabilmek için yeni yeni hainlikler düşünmekten geri kalmıyordu.

Sultan Abdülhamit Önce kendisini affetmiş sonra da Suriye'ye vali tâyin etmişti. Fakat bu, fır­tınalardan önceki sükûnetten başka bir şey değil di. Nitekim çok geçmeden Abdülaziz'in intiharına cinayet süsü vererek Yıldız Sarayı'nda kurdurduğu özel bir mahkemeye sevketmiş ve onu ortadan kal­dırtmayı becermişti.

Kemikleri 1950 yılında Suudî Arabistan toprak­larındaki ibni Abbas Mezarlığı'ndan alınarak anava tana nakledilen Hürriyet Kahramanı Mithat Paşa, bü­yük bir merasimle İstanbul'daki Hürriyet Tepesi Şe-hitliği'nde toprağa verildi
 
< Önceki   Sonraki >

Şuanda 36 misafir bağlı