Teknoloji ve Tasarım Dersi Anasayfa arrow Ünlü Türk Büyükleri arrow Keçecizade Fuat Paşa












Keçecizade Fuat Paşa Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 1
Kötüİyi 
TANZİMAT devrinin en ünlü bir simasıdır. Köklü bir aileden gelmedir. İstanbul'da doğdu. Medrese öğreniminden sonra yeni açılan Askeri Tıbbiye'ye girdi ve buradan mezun oldu. Askeri tabiplik yap­tı. İki kez Sadrazamlıktan başka Seraskerlik, Ha­riciye Nazırlığı, Büyükelçilikler gibi önemli vazi­felerde bulundu. Osmanlı İmparatorluğunun son devrinin en büyük devlet adamlarından biridir. En   verimli   çağındayken   Fransa'da    vefat etti.-
 

İKİNCİ MAHMUT devrinin, zarafeti ve nükte-snlığı ile mâruf ulemasından Şair Keçecizade İzzet lolla'nın oğlu olan Keçecizade Fuat Paşa, babasın­dan zarafet ve nüktedanlığın yanı sıra engin bir ze­kâ da tevarüs etmişti. Gerek yabancı ülkelerdeki temsilcilik görevleri, gerek Dışişleri Bakanlığı ve ge­rek Sadrazamlığı sırasında dünya diplomasisinin birçok ünlü şahsiyetini mat edişi pek meşhurdur.

Onun yetişmesinde en büyük âmillerden biri de devrin büyük devlet adamı Mustafa Reşit Faşa olmuştu. Babıâli Tercüme Kalemi'ndeki memuriyeti sırasında tanıdığı genç Keçecizade Fuat Bey'de bü­yük bir zekâ ve kabiliyet sezen Mustafa Reşit Pa­şa onu diplomaside yetiştirmek istemiş ve Londra Büyükelçiliği Başkâtipliğine tâyin etmişti. Altı yıl ka­dar İngiltere'nin başşehrinde kalan Fuat Paşa'nın dünya görüşü burada tamamen değişmiş ve batılaş-manın şart olduğuna inanmıştı. Ve ömrü boyunca bu uğurda çalıştı.

Beyrut'ta, sonra da Şam'da Müslümanlarla Hı­ristiyanlar arasındaki geçimsizlik kanlı kavga şeklini alıp yağmalar, yangınlar başladığı zaman Fuat Pa­şa Hariciye Nazırıydı. Başta Fransızlar olmak üzere bütün batılı sömürgecilerin gözlerini diktikleri bu yurt bölgesinde başgösteren iç kargaşalık bir dış mü­dahaleye sebep olabilirdi. Bu yüzden Hariciye Nâ­zın Fuat Paşa, yanında 3000 kişilik bir ordu olduğu halde Ortadoğu bölgesine gönderildi. Paşa, burada­ki sert davranışı ve amansız hareketleriyle ortalığı sindirmiş, bu arada 150 kadar insanın da idamını emretmiş, neticede bir dış müdahaleye fırsat kalma­dan ortalığı yatiştırmıştı.

— «Ben ki ömrümde bir tavuk kesmemiş, bir kuş vurmamış insanım. Allah beni devleti kurtar­mak için nelere âlet etti...» diye hayıflanmaktan da kendini alamamıştı.

Fuat Paşa, lâtifeciliği ve hazır cevaplığı ile d» -ıeşhurdu. Yabancılarla yapılan bir sohbet sırasın-devletlerin kuvvet ve kudretlerinden bahsolunur-<en Fuat Paşa, en kuvvetli devletin Osmanlı İmpa­ratorluğu olduğunu ileri sürünce orada bulunanlar biraz tebessüm ve biraz da hayretle kendisine bak­mışlardı. Zira koca imparatorluğun elde kalan kısmı da büyük çatırtı'ar içinde bulunuyordu. Yabancıla-

da bü-j




rın bu bakışları karşısında Keçecizade Fuat Paşa ta­rihe geçen şu meşhur sözünü söylemişti:

— «Elbette en kuvvetli devlet bizim devleti­mizdir. Zira siz yabancılar dışarıdan, bizler içeriden yıkmaya çalıştığımız halde bir türlü yıkamıyoruz...»

Sultan Abdülaziz'in Mısır'a yaptığı gezide Pa­dişaha refakat etmekte idi. Mısır Hidivi İsmail Pa­şa kendisini artık bir vali gibi değil de âdeta bir sul­tan gibi görmeye başlamıştı. Bu nedenledir ki kar­şılama törenine üç at getirtmişti. Bunların birine Pa­dişah, ötekilerine de Fuad Paşa ile kendisi bine­cekti. Fakat Fuat Paşa, padişahın altının yanında yaya yürümek istemiş ve böylece Hidiv de Sultanın yanında yaya yürümek zorunda kalmıştı.

Uzun boylu, zayıf, seyrek sakallı biı zattı. Öl­düğü zaman henüz 55 yaşında olmasına rağmen ağır ve çok üzücü devlet hizmetlerinin altında ezil­diği için seksen yaşındaymış gibi gösteriyordu. Son derece bilgili, parlak zekâlı, iyi konuşan, cesur, cer­bezeli, tuttuğunu koparır, ileriyi görür, doğru ve namuslu bir devlet adamı olan Fuat Paşa'nın Fran-sızcası, Fransızları bile hayran bırakacak kadar mü­kemmeldi. Taassuptan uzak, devrimci ve ilerici ol­duğu için «ziyade alafranga»lık ile itham edilirdi, bu yüzden taşlamalara mâruz kalırdı. İstanbul cad­delerine ilk Arnavut kaldırımlarını döşetirken, «Bu yolları bana atılan taşlardan yapıyorum» demişti.

Sultan Abdülaziz'in Paris ve Londra gezilerin­de bütün seyahat boyunca padişahın bir» türlü kap­risini önlemeye çalışmak, hattâ zaman zaman onun hakaretlerine bile mâruz kalmaktan başka bunları hazmetmeye de mecbur olmak onu pek bitirmişti. Esasen kalbinden rahatsız bulunan Keçecizade Fuat Paşa bu yüzden yurda pek bitkin bir halde dön­müş ve derhal Yakacık'ta istirahate çekilmişti. An­cak durumunun kötüye gitmesi karşısında hem din­lenme, hem de tedavi maksadıyle Nis'e giden Fuat Paşa orada hayata gözlerini yumdu ritanbul'a geti­rilen cenazesi Divanyolu'ndaki türbesine defnedildi.

Devrin Padişahı Sultan Abdülaziz'e hitaben yaz­dığı meşhur vasiyetnamesinde Fuat Paşa, Osmanlı Devletinin batmaktan kurtulması için bir an öne* bütün müesseselerinin batılaştırılmasının elz»m ol­duğunu çok açık bir dille kaleme almıştı.
 
< Önceki   Sonraki >

Şuanda 33 misafir bağlı