Teknoloji ve Tasarım Dersi Anasayfa arrow Ünlü Türk Büyükleri arrow Karacaoğlan












Karacaoğlan Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 5
Kötüİyi 




ONYEDİNCİ asırda yaşamış saz şairlerinden. Bu şairler, sazlarım boyunlarına asıp köy köy dolaşır. kahvelerde, meydanlarda, düğünlerde şiir söyler­lerdi. Onun için bunlara fıalk şairi denirdi. Ka­racaoğlan da, güney illerinden çıkma bir halk şa­iridir. Adana'nın Fersak köyünde doğmuştur. Sâil-oğulları'ndandır. Bu aile o yörede hâlâ yaşar. Kü­çük yaşta saz çalıp şiir söylemeğe başladı. Yeni­çeri ocağına girdi. Savaşlara katıldı. Divanı vardır.



 



I ARACAOĞLAN derlerdi adına. Çünkü çok es­lerdi. Adana'nın yanık yüzlü, bağrı yanık delikan-lılanndandı. Bir de sevgilisi vardı ki, gece gibi kö­mür gözlü, kara saçlı, kara tenliydi. Karacaoğlan ona: «Karakız» derdi, o da ona Karacaoğlan derdi. Köy kızları, Fersaklılar, Kozanlılar, Bahçe ilçeliler, çekemezlerdi   Karacaoğlan'la   Karakız'ın   sevdasını.

Sade onlar değil, Kozanoğulları da çekemezler­di Karacaoğlan'ın bunca sevilmesini. Günün birinde, güçleri yettiği için onu öldürtmek istediler. Karaca­oğlan baktı ki postu deldirecek, kalktı bir kış gü­nü, sazını boynuna astı:

bir   kar  yağar Elif   diye, hayran olmuş
 

İncecikten

Tozar   Elif

Deli gönül

Gezer Elif Elif diye...

sözlerini diline dolayıp yollara düştü. Çıkış o çı­kış... Bir daha ne Karakız'ın yüzünü görebildi, ne Fersak'a dönebildi. Ama Elifin aşkı yüreğini yakar­dı. Her gittiği yerde, her seviştiği kızda Elifi görür­dü sanki. Bazıları, Karacaoğlan'a Elifte Allah'ın, Tanrı'nın mutlak güzelliğini buluyordu diye derviş­lik yakıştırırlar. Oysa Karacaoğlan, böyle bir güzel­liği tabiatta da görürdü, başka insanlarda da. O, ta­biatı güzel olduğu için severdi, Tanrı yarattığı için değil.

Çıktım, seyreyledim Niğde'yi, Bor'u diye anlattığı nice iller gördü, gezdi. Van'a kadar gitti. Oradan Irak'a geçti. Oradan Arabistan'ı do­laştı. Oradan İran'a girdi. Her gittiği yerde korundu, her gittiği yerde kadınların gözdesi oldu. Geceleri bu yüzden sabahlara kadar uyumaz, ertesi günü sanki hiç bir şey olmamış gibi dipdiri yollara dü­şerdi.

Elâ gözlerini sevdiğim dilber, Seni görmeyeli göresim geldi Altın kemer sıkmış ince belini Usul  boylarını sarasım geldi

Küçüksün güzel, etme bu nâzı Ciğerime bastın ateşli közü Başına sokmuşsun gülü, nerkizi Yüzünü yüzüme süresım geldi



Eladır gözlerin karadır kaşın Aradım cihanda  bulunmaz eşin Yaylanın karından beyazdır dişin Uzanıp üstüne ölesim geldi

Karac'oğlan der ki bilirim seni Adadım yoluna kurban bu canı Koynunda beslenen ayvayı  narı Çözüp düğmelerin deresim geldi

diye duygularını dile getiren, açık saçık, ama sami­mî, candan şiirler söyleyerek adları hiçbir zaman bilinmeyecek olan bu güzellere karşı çapkınca duy­gularını dile getirdi, koşma, türkü, mâni, varsağı, ka­yabaşı, üçleme, ağıt, güzelleme, koçaklama, destan gibi her türden şiir söylemişti. En çok on birli he­ceyle yazmıştı Bu, onun bağlamasına daha uygun geliyordu. Sazı üzerinde çırpmayı bir kere gezin­dirdi miydi, arkası sökün ediveriyordu. Kolay ve rahat söyleyişi yüzünden şiirleri hemen halkın ha­fızasına yerleşiyor, bir daha da silinmiyordu. Bu se­beple içtenlikle söylenmiş olan bu deyişler, yüzyıl­lar boyu halk arasında Yunus ilâhileri gibi söyle­nir oldu. Başka şairler ondan esinlendiler, hattâ onun diline yatkın şiirler söylemek için yanıp tutuştular. Çoğu zaman beceremeyince de onun adının yeri­ne kendi adlarını koyuverdiler. Böylece, Karacaoğ­lan in olup da başkasının adına söylenen çok şiir vardır. Karacaoğlan asla «Divan» ve «Tekke» şiirinin etkisi altında kalmadı. «Aruz» veznine kulak asma­dı. Deyişlerini daima sade, tertemiz bir Türkçe ile dile getirdi. Coştu, söyledi. Çaldı, dinletti. Gerek sa­zının çırpması, gerek sözünün inceliğiyle, adı Ana­dolu'nun  dört  bucağında  efsaneleşti.

Elif kaşlarını çatar

Gamzesi sinemi yakar

Ak elleri kalem tutar

Yazar Elif Elif diye Asırlar sonra cönkleri ele geçen Karacaoğlan'ın asıl kişiliği üzerine, ciltler dolusu kitaplar yazıldı. Karacaoğlan bugün de bütün canlılığı ile dile geti­rilir ve halkın en sevdiği ozanlar arasında gönüller­de yaşar. Genç müzik topluluklarının, Karacaoğlan'-dan batı ritmine uyguladıkları koşmalar, sadece ülke­mizde değil, Avrupa'da da ilgiyle benimsenmektedir


 
< Önceki   Sonraki >

Şuanda 31 misafir bağlı