Teknoloji ve Tasarım Dersi Anasayfa arrow Ünlü Türk Büyükleri arrow Kanunî Sultan Süleyman












Kanunî Sultan Süleyman Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 3
Kötüİyi 


1494 - 1566




DÜNYANIN «Muhteşem», b\z Türklerin ise «Ka­nunî» adiyle andığımız ünlü Osmanlı Padişahı, 27 nisan 1495 günü, babası Yavuz Sultan Selim'in vali olarak bulunduğu Trabzon'da doğdu. 1520 yı­lında tahta çıktı ve en uzun süre saltanat süren Osmanlı Padişahı oldu. 46 yıl içinde Osmanlı Pa­dişahı oldu. 46 yıl içinde Osmanlı devleti en yük­sek noktasına ulaştı. Torununun oğlunu gördük­ten sonra 7 Eylül 1566'da Zigetvar muhasarası sırasında    harp    meydanındaki    otağında   öldü.



 



V

İAVUZ SULTAN SELİM gibi bir babanın bı­raktığı tahta çıkan genç padişah Sultan Süleyman Hân, daha ilk icraatı ile bir adalet siyaseti güdece­ğini göstermişti. Meselâ Mısır'dan babasının bera­ber getirdiği önerr. kişileri serbest bırakmış ve ib­rişim yasağını da kaldırmıştı. İran'a karşı bir boy­kot maksadıyle konmuş olan bu yasak çok tüccar için şikâyet konusu idi. Bu nedenle, mallan müsa­dere edilmiş olanlara da bunlar iade edilmişti. Bu arada adı sayısız suiistimallere karışmış bulunan Do­nanma Kumandanı Cafer Bey'in muhakeme sonucu idamı da halk arasında gayet olumlu karşılanmıştı. İşte bu gibi âdil icraatının yanı sıra dedesi Fatih Sultan Mehmet gibi bir de «Kanunnâme» çıkarmış bulunması, onun adını pek kısa bir zamanda «Ka­nunî» ye çıkartmıştı.

İmparatorluğun sınırlarını doğuya doğru geniş­leten babası Yavuz Sultan Selim'in aksine olarak Kanunî Sultan Süleyman imparatorluğun Avrupa'da genişletilmesi siyasetini gütmüştü. Belgrad'ın tek­rar alınışı, Rodos'un ele geçirilmesi, Fransız Kralı François l'in Charles Quint'in elinden kurtarılması için Kanunî'ye elçi göndermesi ve bu sebeple yapı­lan deniz ve kara harekâtı, Macaristan seferi, Mo-haç meydan muharebesi, Budin'in fethi, İkinci Ma­caristan seferi ve Viyana'nın kuşatılması, üçüncü Macaristan ve Alman seferleri hep bu siyasetin so­nucu idi. Bu arada doğu da ihmal edilmemiş, İran ve Bağdat seferleri yapılmış, Kızıl Deniz'den Hint'e kadar her yere donanmalar gönderilmiş, Aden ve Yemen de İmparatorluk sınırları içine alınmıştı.

Osmanlı tarihinin en ünlü simaları da Kanunî Sultan Süleyman'ın saltanatına rastlayan bu «altın çağ» da görülmüştü.

Bu «altın çağ» da, Osmanlı İmparatorluğu hari­tada en geniş şeklini almış ve üç kıtaya kol salan Kanunî Sultan Süleyman «Cihan Padişahı» nâmıyle anılmaya başlamıştı.

71 yıllık muhteşem yaşantısının onüçüncü ve so­nuncu seferi Zigetvar üzerine oldu. Vergiye tâbi tuttuğu Alman İmparatoru'nun sözünü yerine getir­mediğini gören Koca Kanunî, yaşlı, hasta ve bitkin haline rağmen bu Sefer-i Hümayûn'a çıkmıştı. Ken­disini hiç de iyi hissetmiyordu.



İlk defadır ki bir Sefer-i Hümayûn'da araba için de yol alıyordu Koca Kanunî. 46 yıllık saltanatının 10 yıl 3 ay 5 gününü seferlerde at sırtında geçir mıştı. 5 Ağustos 1566 günü, Macaristan toprakla rı üzerinde, Almanların elinde bulunan Zigetvar Ka lesi'nin muhasarası başladı. Kanunî Sultan Süleyman Hân, Otağ-ı Hümayûn'undan bu kuşatmayı izliyor du. Her geçen gün biraz daha bitkinleşmekteydi 7 yaşındaki Cihan Padişahı. Kuşatmanın birinci ayı do larken artık yatağından kalkamaz hale gelmişti, Bin bir şan ve şerefle dolu bir ömür tükenmek üze­re idi artık. Pîri Mehmet Paşa, Makbul İbrahim Pa­şa, Ayaş Paşa, Hadım Süleyman Paşa, Rüstem Pa­şa, Semiz Ali Paşa, Sokollu Mehmet Paşa gibi bü yük sadrâzamlar, Barbaros Heyrettin Paşa, Aydın Reis, Pîri Reis, Turgut Paşa, Seydî Ali Reis gibi ya­man kaptan-ı deryalar, Piyâle Paşa, Uluç Ali Reis gi­bi namlı denizciler, Devlet Giray, Lala Mustafa Pa şa gibi ünlü kumandanlar, Koca Mimar Sinan, Ka-rahisarî, Nakkaş ibrahim, Fuzûli, Baki gibi Ölümsüz eserler bırakan dev sanatçılar arasında geçen 46 yıl­lık saltanatın son demleri gelmişti.

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi Saltanat dedikleri bir cihan gavgaasıdır Olmaya baht-û saadet dünyede vahdet gibi

ölümsüz mısraların da güçlü şairi olan Ciharı Padişahı Kanunî Sultan Süleyman Hân, 7 Eylül 1566 cumartesi günü sabaha karşı harp alanındaki Otağ-ı Hümayûn'unda top sesleri, kılıç şakırtıları, kös güm­bürtüleri ve mehter növbetleri arasında son nefesi­ni verirken Zigetvar Kalesi düşmek üzere idi. Bu nedenle büyük Sadrâzam Sokollu Mehmet Paşa, Ci­han Padişahı'nın vefatı haberini askerden sakladı. Otağda, Hekimbaşı Kaysûnizâde Mehmet Çelebi ta­rafından tahnit ameliyesi yapıldı. Bu ameliye sıra­sında hazır bulunan Hünkâr Başimamı Derviş efen­di dinî icapları yerine getirdi.

Ve üç kıtaya hükmeden koca imparatorluğun büyük padişahı, tesadüfün garip bir cilvesiyle üç ayrı yerde kılınan üç cenaze namazı sonunda İstan­bul'da adını taşıyan camiin yanındaki türbesinde ebedî istirahatgâhına tevdi olundu,
 
< Önceki   Sonraki >

Şuanda 30 misafir bağlı