Teknoloji ve Tasarım Dersi Anasayfa arrow Jeoloji arrow Yerküre












Yerküre Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Yerküre
Yavuz BALTACIOĞLU
 


İnsanoğlunun ilimde her geçen gün iler­lemeler kaydetmesi, bazı eski bilgilerinin yıkılmasına bazılarına da yenilerinin eklen­mesine sebeb olmaktadır.

Dünyadan 1500 km. kadar uzaklaştı­ğımızda onu üzeri atmosferle kaplı, uçların­dan basık bir küre olarak görürüz. Kütlesi 6.1027 gr. olan dünyamız bir yılda 9.4.108 km. mesafe kat eder. Dünyanın yapısı ve bileşimi hakkındaki bilgilerimiz hâlen ye­tersizdir. Gittikçe artan yoğunluk sıraları­na göre iç içe sıralanmış geosferlerden mü­teşekkildir. Bu geosferler sırayla HAVA-KÜRE, SUKÜRE ve YERKÜRE’ dir. Peyk­lerin geliştirilmesinden sonra Atmosfer hidrosfer (suküre) ve yerkürenin üst kısmı yâni yerkabuğu hakkında daha geniş bilgi elde etmek mümkün olmuştur.

Yerin içyapısı hakkındaki bilgilerimiz sınırlıdır. Bu bilgiler bir teoriden bir tah­minden öteye geçmemektedir. Bu güne ka­dar yerkabuğunda ulaşılabilen en büyük derinlik 12 km’dir. Bu derinlik, yarıçapı 6378 km. olan dünyamızın içyapısı hak­kında % 0,2’lik bir kısmı hakkında bilgi sahibi yapmaktadır. Daha derinler hakkında bilgilere kısmen tektonik olaylardan elde edilir. Bu tektonik olaylardan dağ oluşum­ları yerin 15-20 km’sine volkanlar ise çı­kardıkları kızgın ve akıcı lavlarla 40-70 km’sine kadar olan derinlikler hakkında bil­gi sahibi olmamızı sağlar. Bu derinliklerde dünyanın yarıçapı yanında çok küçük kal­maktadır.

Yerin içyapısı üzerine en geniş bilgi deprem dalgalarıyla sağlanmaktadır. Bilin­diği gibi zelzeleler genel olarak ya derin ta­bakalarda doğmuş olan boşluklarla alâkalı iner. Daha ağır maddelerden yapılmıştır. Yoğunluğu 3,5-5,5 gr/cm3l tür. Fakat yavaş yavaş tesir eden kuvvetler (Yüksek Basınç ve Sıcaklık) altında plastik madde gibi dav­ranır. Cu, Zn, Pb gibi çoğunlukla kükürtlü bileşik yapan elementler bulunur. Diğer bîr görüşe göre derinlere doğru Fe (Demir), Al (‘Alüminyum) artmaktadır.

3- ARA TABAKA: Çekirdekle manto arasındaki kısımdır. Kalınlığı 2000- 2220 km.dir. Yani Yerkürenin 2900-5120 km’leri arasındadır. Basınç yüksek olduğundan maddelerin hangi halde olacağı kesin olarak bilinmemektedir. Yoğunluğu:10-12gr/cm3’ tür.

Üst tabakaların çökmesi ya da yerkabuğundaki gerilimlerin birdenbire çözülmesiyle ortaya çıkarlar. Bunlardan birincisine çök­me, ikincisine tektonik zelzeleler denir. Herhangi bir sebeble bîr yerde doğmuş olan zelzeleden sonra bu yer zelzele mer­kezi olmak üzere zelzeleyle alâkalı esnek dalgalar yerin sathında ve içinde her doğ­rultuda ve yönde yayılmaya başlar. Zelzele dalgalarının yayılma hızı geçtikleri yerlerin yapısına ve yoğunluğuna bağlıdır. Işığın tersine olarak, zelzele dalgalarının daha yoğun vasatta hızlarının arttığı görülür. Bir M merkezinden yayılan zelzele dalga­lan çeşitli istasyonlarda gözlenirse bütün yerkürenin dört bölgede mütalâa edileceği sonucu elde edilir. Yerküresini meydana ge­tiren bu tabakaların kalınlıkları, yoğunluk­ları ve bileşimleri birbirinden farklıdır. Yo­ğunlukları dışarıdan dünyanın merkezine doğru artar. Fakat bu artış yavaş yavaş ol­maz; bir tabakadan ötekine geçerken birden bire sıçrama şeklinde olur.

Yerküresini meydana getiren geosferler (tabakalar) sırasıyla 1 - Yerkabuğu, 2- Man­to, 3- Ara tabaka, 4- Çekirdek.

1- YERKABUĞU (LİTOSFER) Buna taş küre de denir. Geosferlerin en incesidir. En fazla sahip olduğumuz bilgiler bu tabakaya aittir. Yerkabuğunun kalınlığı 5- 110 km. arasında değişmektedir. Ortala­ma 50- 60 km. kabul edilmektedir. Bu ka­lınlık yer yüzeyinin şekillerine göre değişÂ­mektedir. Dağların altında kalın, okyanus­ların altında incedir. Yerkabuğunun en üst kısmı genellikle silisyum ve alüminyum dan oluştuğu için SİAL olarak adlandırılır.

Yoğunluğu 2,67 gr/cm3 olarak kabul edi­lir. Kalınlığı her yerde aynı değildir. Bü­yük Okyanusun altında olmadığı tahmin edilmektedir. Siolin altındaki bölge yani yerkabuğunun alt kısmı silisyum ve mag­nezyumdan meydana geldiği için SİMA adını alır. Simanın oldukça derine uzandı­ğı, amorf olduğu ve ortalama yoğunluğu­nun 3,27 gr/cm3 olduğu kabul edilmekte­dir. “Granit Kabuk” olarak adlandırılan Sialin kalınlığı; Niggli tarafından 10- 30 km. Gornod tarafından ise 20 km. olduğu sanılmaktadır. Hipoteze göre daha derinde Gabro ve Bazaltlar bulunur. Bu zorun al­tında bulunan ergimiş kayaçlardan oluşÂ­muş yapıya MAGMA denir. Alman WEGENER’e göre kıtaları oluşturan sial üze­rinde Aysbergler (Buz dağları) gibi yüzmek­te olduğunu ve iki yöne hareket etmekte­dir. A.B.D.de yapılan Ölçümlere göre Atlantik sahilinde kabuğun kalınlığı 30 km. Rock Mountains ( 2000 m.) dağlarında 32-35 km’dir.

2- MANTO: Yerkabuğundan derinlere doğru inildikçe bu tabakalar hakkındaki bilgilerimiz azalmaktadır. Manto daha kalın ve yoğundur. Kabuğun hemen altından başlar ve Dünyanın 2900 km. derinliğine kadar

4- ÇEKİRDEK (SİBEROSFER): Dün­yanın en derin kısımlarını meydana geti­rir. Yoğunluğu 15-17 gr/cm3 tür. Çekirde­ğin yapısı bir görüşe göre; katı ve çelik gibi serttir. Diğer bir görüşe göre yüksek basınç altında iyice sıkışmış metal gaz kütlesi ol­duğu ileri sürülmektedir. Umumiyetle yer çekirdeğinde nikel ve demirden başka pla­tin, kobalt ve altın bulunduğu tahmin edil­mektedir. Çekirdekte yani 6370 km.de ba­sıncın 3,5 milyon Atm basınç olduğu ka­bul edilmektedir. Yerküresindeki basınç sı­caklık gibi birdenbire sıçrama şeklinde de­ğil ilk 100 km.ye kadar hızlı, ondan sonra tedrici yani Lineer (doğrusal) olarak artış gösterir.

Yerin sıcaklığı derinlere doğru artar. Buna “Jeotermik Gradyan” denir. Sıcaklık artışı her yerde değişiktir. Normal olarak bütün kıtalar için ortalama değer 33 met­re kabul edilir. Yani her 33 metrede sıcak­lık 1°C artar. Yerküresinin değişik derin­liklerindeki sıcaklık tahminleri bir değildir. F. VON W0LF Dünyanın merkezinde sı­caklığı 5000°C olarak hesaplamıştır. O. J. SCHMIDT çekirdekteki sıcaklığı 8000°C olarak hesaplamıştır. Diğer bazı ilim adam­larına göre derinliklerden gelen lavlarla sı­caklığın 1500°C olduğu kabul edilmektedir. Daha çok kabul edilmekte olan bir gö­rüşe göre 60 km. de sıcaklık 1800°C, 6370 km. de ise 3700°C olduğu kabul edil mistir. Bu görüşler ne kadar ayrı da olsa sı­caklığın derinlerde çok yüksek olduğunu kabul etmektedirler.

Yerin merkezi çok büyük ısı potansi­yeline sahiptir. Merkezde 4000°C’ ye yakla­şan sıcaklık 60 km. derinlikte 1800°C’ ye kadar düşmektedir. Fakat insanlar ve can­lılar kendilerine yakın bir yerde bulunan bu yüksek sıcaklıktan müteessir olmamakta ve zarar görmemektedirler. Bunun sebebi de yerkabuğunun yalıtkan {ısıyı geçirmemesi) olması ve ısı geçirgenlik katsayısı çok kü­çük olan ve izolatör vazifesi gören yerkabu­ğunun, canlıları yerin merkezinden gelebi­lecek tehlikelerden korumasıdır. Buna ben­zer bir olay da, yerden kilometrelerce yükseklikteki OZON tabakası tarafından ya­pılmaktadır. Bu tabaka uzaydan gelen, can­lılar için zararlı olan ışınları absorblar ve meteor taşlarının dünyaya girmesine mâni olur.

Biri Yerküresinde diğeri Havakürede bulunan bu iki koruyucu tabaka yıllardır “Uzaydan” ve yerin merkezinden gelebile­cek tehlikelere karşı birer koruyuculuk va­zifesi yapmışlardır. Birbirlerinden habersiz ve uzak, aynı gaye için istihdam edilen (kullanılan), bu iki koruyucu tabaka AN­CAK her şeyi bilen ve idare eden sonsuz kudret sahibi bir Zatın memurları ve emir­ber neferleri olabilir

 
< Önceki   Sonraki >

Şuanda 18 misafir bağlı