Örümceklerin Sohbeti M. Adnan HASBİOĞLU | |
O gün hayvanlar âleminin korsanı, yol keseni, hırsızı, amansız haydudu örümÂcekler bir araya gelmişti.. Bu tabiatın en usta dokuyucularında aşırı bir heyecan ve ayrı bir canlılık gözüküyordu.. Bir kısmı haÂvaya iplikler bırakırken diğer bir kısmı da kendisine mahsus sesler çıkararak çeşitli hareketler yapıyordu. Aralarında mahir maÂdenciler, marangozlar, kule yapanlar, usta yüzücüler, dalgıçlar, pilot örümcekler bile vardı.. İnsanların bir pilot, bir usta, bir maÂrangoz olabilmesi için senelerce eğitim görÂmesi lazımdı.. Bir takım insanların, örümceklerin bu ustalıklarına şaşmalarına da örümcekler şaşıyordu... Çünkü bu işler onların hünerleri değildi.. Hemen, hemen hepÂsi konuşmak ve ustalıklarını anlatmak istiyorlardı. Gürültü de çok çıkıyordu.. İçleÂrinden 7,5 cm. boyundaki Kuş Örümceği en irileriydi.. Yaylanarak bir dala sıçradı.
—Kardeşlerim lütfen susunuz. Bu güÂrültüde konuşulanlardan bir şey anlamıyoÂruz. Hepimiz sıra ile konuşacak ve kendiÂmizi tanıtacağız. İlk söz bahçe örümceğinÂde..
Bu rica Üzerine bütün örümcekler güÂrültüyü kestiler. Bahçe örümceği de yüksek bir sesle, kuş örümceğinin yerine geçerek kendisini tanıtmaya başladı:
- Ben bahçelerde dolaşır, ağaçların dalÂları arasında 4,5 saate yakın bir zaman içinÂde araba tekerleği şeklindeki ağımı kuraÂrım.. Yaptığım ağ insanları öteden beri hayretler içerisinde bırakmıştır. Kurduğum ağımın tam ortasında, bazen de kenarında pusuya yatar ziyaretçilerimi beklerim.. AvıÂmı yakalayıp zehirlerim, sonra rızkımı yeÂrim.
Sözünü bitiren bahçe örümceğinin yeÂrine toprak örümceği çıktı.
—Ben toprak içinde yaşar, toprağın deÂrinliklerine doğru yuvamı yaparım. YuvaÂmın kapısı menteşelidir. Dışarıdan adeta toprak gibi görünür yuvam. Bazen de yuvaÂmın kapısını yaylı yaparım. Dışarıya avımı aramağa çıktığım zaman kapı kendiliğinden kapanır.
Örümceklerin alkışları arasında konuşÂmasını bitiren toprak örümceği daldan indi. Şimdi sıra Sal Örümceğine gelmişti.
—Benim yaptıklarımı hiç bir örümcek yapamaz. Topladığım yaprakları, küçük sapları, ipek tellerimle sıkı sıkıya bağlayaÂrak bir sal yapar, avımı da bu sal sayesinde yakalarım.. Suda yüzer, küçük, körpe hayÂvancıkları yakalarım.
Sal örümceğinin bu şekilde gururlanÂmasına bir hayli kızan, su örümceği konuşÂma yerine çıkmıştı. Su örümceği konuşmaÂsına şöyle başladı
— Asıl bizim hayatımız enteresandır.
Biz duru ve temiz sular dibindeki bitkiler arasında yaşarız. Yuvamız yüksek biçimdedir. Su geçirmeyen yuvamızı aşağıya gelmek üzere bitki saplarına veya sivri bir taşın ucuna yerleştiririz. Ara sıra su üstüne çıkarak karnımın altına ve bacaklarımın arasında bulunan tüylerin kenarına hava kaÂbarcıkları sokar, onları su içindeki yuvama götürürüm. Bacaklarımı fırçalayarak hava kaÂbarcıkları ile evimin içini ağzına kadar dolÂdururum. Yakaladığım avımı da burada yeÂrim.. Yumurtalarımı da evimde saklar, böyÂlece düşmanlardan uzak olarak yavrularımı büyütürüm.”
Su örümceği sözünü tamamlamış böÂbürlenerek yerine gidiyordu. Başkan, başka konuşacak kimse yok mu? dedi. Tam bu sıÂrada bütün örümceklerin şaşkın bakışları arasında havadan adeta bir uçan daire indi. Gelen pilot örümcekti.
“BENİM HAYATIM HEPİNİZİNKİNDEN DAHA ENTERESANDIR” diye sözÂlerine başladı devamla:
-Biz uçakların, helikopterlerin keşfinÂden çok önce hava seferlerine başlamıştık. İnsanoğlu bizi havalarda uçuş halinde görÂdükten sonra uçak, helikopterler yapmayı düşünmüştür. Uçmak istediğimde, bir çalıÂnın, bir parmaklığın veya sadece bir toprak kümesinin tepesine çıkar, iplikler çıkarmaÂya başlarım. Bu iplikler havada şeytan uçurtması gibi uçar. Ben şeytan uçurtmaÂsına asılarak havalanırım. Günlerce dolaşır, değişik yerler görürüm.
Pilot Örümcek sözünü bitirince gürülÂtü tekrar başladı. Aralarında kıskançlıklar, sataşmalar başlamıştı.. Bu da çok tabiidir. Zira örümcekler bir arada duramazlar, birÂbirlerini yerler.
Bazı erkek örümcekler dişilerinin açlıÂğını gidermeyi düşünerek, onlara birer örümcek ikram ediyorlardı. Böylece açlıÂğını gideren dişiye yaklaşmak daha tehliÂkesiz oluyordu. Çünkü iri yapılı olan dişi örümcekler erkeğini zamansız yakaladığı vakit onları yiyiveriyorlardı. Bunu bilen erÂkek örümcekler müsait zamanlarda dişileÂrine ustalıkla yaklaşıyorlardı. Hemen sonra da erkek örümcekler kaçıyorlardı.. Bazen bacakları kopuyordu. Bu da kâr sayılırdı. Zira kopan bacağın yerine yenisi çıkıyorÂdu. Birçokları da kaçacak zaman bulamaÂdıklarından dişilerine yem oluyorlardı, örümcekler, dünyanın çeşitli yerlerinde yaşar, yüksekliği deniz seviyesinden az olan çöllerden, altı bin metre yükseklikteki yerÂlere kadar olan bölgeler örümcekler için en elverişli yerlerdir, örümcek birçoğumuzun sandığı gibi böcek değildir. Böcekleri yediÂği için gayet faydalı olan örümcekler vücut yapısı itibariyle eklembacaklıların hususiÂyetlerini gösterir. Vücutları karın ve gövde olmak üzere ikiye ayrılır. Ayrıca gövdeye bağlı dört çift bacağı bulunur. İnce uzun bacakları yedişer eklemlidir. Bu hayvanÂlarda iki çeşit göz vardır: Birinci çeşit göz
“GECE GÖZÜDÜR.” Karanlıkta görür, diÂğeri ise “GÜNDÜZ GÖZÜDÜR.” En tanınmışı Amerika'da yaşayan “Karadul” isimli örümcektir. Bunun zehiri insanı da öldürebilir.
Dişi örümcekler yumurtalarını ağ ipeği ile yaptıkları kozalara torbalar bırakırlar. Bazen bir torbada yüzlerce yumurta buÂlunur. Sonbaharda döllenen yumurtalar anÂcak ilkbaharda yavru verir.
Örümcek iplikleri pratik hayatta işe yaramazsa da teleskop ve buna benzer inÂce teknik âletlerde kullanılmaktadır. Birçok yazarların hayatını konu olarak ele aldıkları örümceklerin elli bin çeşidi vardır. Her geçen günde yenileri keşfedilmektedir.
Av yakalamada en usta avcılara, ev yapmada en usta mimarlara, yüzmede en usta kaptanlara... V.s.. taş çıkartacak olan bu örümcekler gösteriyorlar ki, hikmetli bir SANATKÂR adına iş yapıyorlar. |
|