Teknoloji ve Tasarım Dersi Anasayfa arrow Biyoloji arrow Örümceklerin Sohbeti












Örümceklerin Sohbeti Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Örümceklerin Sohbeti
M. Adnan HASBİOĞLU
 


O gün hayvanlar âleminin korsanı, yol keseni, hırsızı, amansız haydudu örüm­cekler bir araya gelmişti.. Bu tabiatın en usta dokuyucularında aşırı bir heyecan ve ayrı bir canlılık gözüküyordu.. Bir kısmı ha­vaya iplikler bırakırken diğer bir kısmı da kendisine mahsus sesler çıkararak çeşitli hareketler yapıyordu. Aralarında mahir ma­denciler, marangozlar, kule yapanlar, usta yüzücüler, dalgıçlar, pilot örümcekler bile vardı.. İnsanların bir pilot, bir usta, bir ma­rangoz olabilmesi için senelerce eğitim gör­mesi lazımdı.. Bir takım insanların, örümceklerin bu ustalıklarına şaşmalarına da örümcekler şaşıyordu... Çünkü bu işler onların hünerleri değildi.. Hemen, hemen hep­si konuşmak ve ustalıklarını anlatmak istiyorlardı. Gürültü de çok çıkıyordu.. İçle­rinden 7,5 cm. boyundaki Kuş Örümceği en irileriydi.. Yaylanarak bir dala sıçradı.

—Kardeşlerim lütfen susunuz. Bu gü­rültüde konuşulanlardan bir şey anlamıyo­ruz. Hepimiz sıra ile konuşacak ve kendi­mizi tanıtacağız. İlk söz bahçe örümceğin­de..

Bu rica Üzerine bütün örümcekler gü­rültüyü kestiler. Bahçe örümceği de yüksek bir sesle, kuş örümceğinin yerine geçerek kendisini tanıtmaya başladı:

- Ben bahçelerde dolaşır, ağaçların dal­ları arasında 4,5 saate yakın bir zaman için­de araba tekerleği şeklindeki ağımı kura­rım.. Yaptığım ağ insanları öteden beri hayretler içerisinde bırakmıştır. Kurduğum ağımın tam ortasında, bazen de kenarında pusuya yatar ziyaretçilerimi beklerim.. Avı­mı yakalayıp zehirlerim, sonra rızkımı ye­rim.

Sözünü bitiren bahçe örümceğinin ye­rine toprak örümceği çıktı.

—Ben toprak içinde yaşar, toprağın de­rinliklerine doğru yuvamı yaparım. Yuva­mın kapısı menteşelidir. Dışarıdan adeta toprak gibi görünür yuvam. Bazen de yuva­mın kapısını yaylı yaparım. Dışarıya avımı aramağa çıktığım zaman kapı kendiliğinden kapanır.

Örümceklerin alkışları arasında konuşÂ­masını bitiren toprak örümceği daldan indi. Şimdi sıra Sal Örümceğine gelmişti.

—Benim yaptıklarımı hiç bir örümcek yapamaz. Topladığım yaprakları, küçük sapları, ipek tellerimle sıkı sıkıya bağlaya­rak bir sal yapar, avımı da bu sal sayesinde yakalarım.. Suda yüzer, küçük, körpe hay­vancıkları yakalarım.

Sal örümceğinin bu şekilde gururlan­masına bir hayli kızan, su örümceği konuşÂ­ma yerine çıkmıştı. Su örümceği konuşma­sına şöyle başladı

— Asıl bizim hayatımız enteresandır.

Biz duru ve temiz sular dibindeki bitkiler arasında yaşarız. Yuvamız yüksek biçimdedir. Su geçirmeyen yuvamızı aşağıya gelmek üzere bitki saplarına veya sivri bir taşın ucuna yerleştiririz. Ara sıra su üstüne çıkarak karnımın altına ve bacaklarımın arasında bulunan tüylerin kenarına hava ka­barcıkları sokar, onları su içindeki yuvama götürürüm. Bacaklarımı fırçalayarak hava ka­barcıkları ile evimin içini ağzına kadar dol­dururum. Yakaladığım avımı da burada ye­rim.. Yumurtalarımı da evimde saklar, böy­lece düşmanlardan uzak olarak yavrularımı büyütürüm.”

Su örümceği sözünü tamamlamış bö­bürlenerek yerine gidiyordu. Başkan, başka konuşacak kimse yok mu? dedi. Tam bu sı­rada bütün örümceklerin şaşkın bakışları arasında havadan adeta bir uçan daire indi. Gelen pilot örümcekti.

“BENİM HAYATIM HEPİNİZİNKİNDEN DAHA ENTERESANDIR” diye söz­lerine başladı devamla:

-Biz uçakların, helikopterlerin keşfin­den çok önce hava seferlerine başlamıştık. İnsanoğlu bizi havalarda uçuş halinde gör­dükten sonra uçak, helikopterler yapmayı düşünmüştür. Uçmak istediğimde, bir çalı­nın, bir parmaklığın veya sadece bir toprak kümesinin tepesine çıkar, iplikler çıkarma­ya başlarım. Bu iplikler havada şeytan uçurtması gibi uçar. Ben şeytan uçurtma­sına asılarak havalanırım. Günlerce dolaşır, değişik yerler görürüm.

Pilot Örümcek sözünü bitirince gürül­tü tekrar başladı. Aralarında kıskançlıklar, sataşmalar başlamıştı.. Bu da çok tabiidir. Zira örümcekler bir arada duramazlar, bir­birlerini yerler.

Bazı erkek örümcekler dişilerinin açlı­ğını gidermeyi düşünerek, onlara birer örümcek ikram ediyorlardı. Böylece açlı­ğını gideren dişiye yaklaşmak daha tehli­kesiz oluyordu. Çünkü iri yapılı olan dişi örümcekler erkeğini zamansız yakaladığı vakit onları yiyiveriyorlardı. Bunu bilen er­kek örümcekler müsait zamanlarda dişile­rine ustalıkla yaklaşıyorlardı. Hemen sonra da erkek örümcekler kaçıyorlardı.. Bazen bacakları kopuyordu. Bu da kâr sayılırdı. Zira kopan bacağın yerine yenisi çıkıyor­du. Birçokları da kaçacak zaman bulama­dıklarından dişilerine yem oluyorlardı, örümcekler, dünyanın çeşitli yerlerinde yaşar, yüksekliği deniz seviyesinden az olan çöllerden, altı bin metre yükseklikteki yer­lere kadar olan bölgeler örümcekler için en elverişli yerlerdir, örümcek birçoğumuzun sandığı gibi böcek değildir. Böcekleri yedi­ği için gayet faydalı olan örümcekler vücut yapısı itibariyle eklembacaklıların hususi­yetlerini gösterir. Vücutları karın ve gövde olmak üzere ikiye ayrılır. Ayrıca gövdeye bağlı dört çift bacağı bulunur. İnce uzun bacakları yedişer eklemlidir. Bu hayvan­larda iki çeşit göz vardır: Birinci çeşit göz

“GECE GÖZÜDÜR.” Karanlıkta görür, di­ğeri ise “GÜNDÜZ GÖZÜDÜR.” En tanınmışı Amerika'da yaşayan “Karadul” isimli örümcektir. Bunun zehiri insanı da öldürebilir.

Dişi örümcekler yumurtalarını ağ ipeği ile yaptıkları kozalara torbalar bırakırlar. Bazen bir torbada yüzlerce yumurta bu­lunur. Sonbaharda döllenen yumurtalar an­cak ilkbaharda yavru verir.

Örümcek iplikleri pratik hayatta işe yaramazsa da teleskop ve buna benzer in­ce teknik âletlerde kullanılmaktadır. Birçok yazarların hayatını konu olarak ele aldıkları örümceklerin elli bin çeşidi vardır. Her geçen günde yenileri keşfedilmektedir.

Av yakalamada en usta avcılara, ev yapmada en usta mimarlara, yüzmede en usta kaptanlara... V.s.. taş çıkartacak olan bu örümcekler gösteriyorlar ki, hikmetli bir SANATKÂR adına iş yapıyorlar.
 
< Önceki   Sonraki >

Şuanda 33 misafir bağlı