Teknoloji ve Tasarım Dersi Anasayfa arrow Biyoloji arrow Okyanuslardaki Hayat












Okyanuslardaki Hayat Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Okyanuslardaki Hayat
Dr. Şerafeddin ALAN
 


Karaların batı kenarları boyunca, derin soğuk suların yakarıya çıkışı, .ekvatora doğru esen rüzgârlar ve dünyanın dönüşüyle ilgili olarak meydana gelir. Böylece bu hareketler, fitoplanktonlardan balıklara, nihayet insana kadar ulaşan gıda zinciri için gerekli besleyici maddeleri deniz sathına çıkarırlar. Yukarı çıkış diye adlandırılan bu okyanus hareketi, dünya iktisadı üzerinde önemli bir rol oynar. Gerçekten okyanus satıhlarının % 1 inden fazlasını teşkil etmeyen başlıca yukarı çıkış bölgeleri dünya balıkçılığında yakalanan total balığın aşağı yukarı %50 sini teşkil eder.

Bu üretimin önemi, kıyıdaki bu hareketin ekosistemini teşkil eden fizik ve biyolojik kompleks mekanizmaların ortak bir neticesi olmasıdır. Bu netice de. Kuzey Afrika, Peru ve Amerika’nın batı kıyıları boyunca, Avrupa ve Amerika okyanusçularının daha yenilerde tetkik ettiği ve Anglesaksonların yukarı çıkış diye adlandırdıkları bir harekettir.

Denizlerin Çimeni:
Okyanus sularının hareketinin sadece horizontal (sağa sola) şekilde olduğu zannedilir. Halbuki düşey (şâkulı) hareketlerde de olmaktadır. Fakat bunlar aynı şekilde aşikâr olarak açığa çıkmamaktadır. Yukarı aşağı hareket saniyede 105-102(günde 1 cm den 10 metreye kadar) olduğu halde yatay (ufki) olan hareketteki hız saniyede 10-100 cm (günde 10-100 km) arasında değişmektedir. Bu da okyanusun genişliğinin derinliğinden 1000 defa daha büyük oyduğunu gösterir. Okyanus, aynı zamanda tabakalar halinde olup suların sıcaklığı satıhtan derine doğru azalır. Satıhta 20 C olan sıcaklık derinde 8Cdır. Sıcaklığın bu düşmesinin neticesi olarak okyanusun kesafeti derinlikle artar. Kesafetin bu şekilde tabaka tabaka oluşu aynı zamanda yerçekimine karşı koymak için gerekli enerjiyi isteyen aşağıdan yukarı doğru olan hareketleri zorlaştırır, ancak yatay hareketlere göre bunlar azdır. Okyanuslarda yukarıdan aşağıya doğru, erimiş ve gaz şeklindeki besleyici maddelerin kesafetinde olduğu gibi sıcaklık ve tuzlulukları yönünden de önemli farklar vardır. Hatta zayıf bir düşey hareket bile bir seviyeden diğerine suyun özelliklerini değiştirir. Bu hareketler olmasıydı, herhalde deniz hayattan yoksun olurdu. Gerekli maddeleri sağlamaya yarayan temel organik maddenin esası ve gıda zincirinin teşekkül ettirilmesi, kalınlığı 10- 20 metreyi geçmeyen, güneş ışınlarının girebildiği ince bir okyanus tabakası içinde sentez edilir. Bu tabaka içinde, deniz çimeni diye adlandırılabilen zincirin ilk halkasını teşkil eden fltoplankton, besleyici organik maddelerin fotosentezini yapar. Bu maddeler, bakterilerin derinlerde bulunan organik madde artıklarını parçalamalarından meydana gelir. 0 halde, derin suların çöken maddelerin depolanmasından dolayı zenginleşmesine mukabil satıhtaki suların erimiş besleyici maddelerden fakirleşmeye meyli vardır. Okyanuslarda suların yukarı çıkışı olmadığında, besleyici maddelerden satıh fakirleşmesi, en az 1 sene okyanusta hayatın her çeşidinin kaybına yol açar. Burada okyanuslardaki yukarı aşağı hareketin önemi ortaya çıkar.

Soğuk ve besleyici sular: :
Kıyılarda olan bu yukarı doğru hareketin başlıca bölgeleri, okyanusların doğu kenarları boyunca yani karaların batı kenarlarındadır. Bu kıyıların hakim rüzgarları, okyanusların ortasında yerleşen, yüksek basınçlı hemen hemen sabit merkezler çevresinde atmosferik sirkülasyonun bir parçasını teşkil ederler.

Rüzgarlar, ekvatora doğru yönelirler (1)-Bu esnada satıhtaki su yatağının toptan hareketi kıyıya dik olarak geniş tarafa yönelir (2). Bu hadise, rüzgârın ve dünyanın dönmesiyle meydana gelen kuvvetin ortaklaşa tesirlerine bağlıdır. Bu iki kuvvet arasında bir muvazene mevcuttur. Bu muvazene rüzgâr yönüne dik olup, rüzgârın tesir ettiği kısımda suların net olarak yer değiştirmesine sebep olur. (Kuzey yarım kürede 90°sağa, güney yarım kürede sola) yer değiştiren su kütlesi (2) ile gösterilmiştir.

Kıyıya paralel bir rüzgâr estiğinde bu nakil meydana gelir. Böylece satıhtaki sular, diğer tarafa gelinci eşit hacimdeki daha derin ve daha soğuk sular kıyıda bunların yerini doldurur. Yer değiştiren su kütlesinin yüksekliği de 10-20 metredir.

Okyanus satıhlarındaki suların sıcaklığının tetkiki de bu tesiri bariz bir şekilde göstermektedir. Aynı seviyedeki açık okyanus tan elde edilene kıyasla kıyıda anormal derecede düşük sıcaklıklar kaydedilmiştir. Bu da yukarı doğru hareketin varlığını göstermektedir. Portekiz kıyıları boyunca yazın dahi soğuk suların mevcudiyeti müşahede edilir. Kışın rüzgar tersine estiği için bazı yerlerde hadise tersine cereyan eder ve buralarda yüzücüler şubatı temmuza tercih ederler.

Kıyıdaki yukarı doğru hareket, gerçi soğuk suyun yukarı çıkmasına sebep olur, fakat bu soğuk su besleyici maddelerden zengin olup, ilk üretimde önemli rol oynar. Bu ilk üretim, fıtoplanktondan zooplanktona, balığa ve nihayet insana doğru giden gıda piramidinin temelidir.

Tekrarlanan devr-i daim
Derin suların satha doğru çıkışı, kesafet ve basıncın içteki dağılımını değiştirir. Satıhtaki suların yerine geçen daha kesafetli bu soğuk suların çıkışı, mekanik bir kuvvetin müdahalesini gerektirir. Bu kuvvet, kıyıda doğan basınç düşüklüğüyle sağlanır. Başlangıçta, kıyıdaki satıh sularının seviyesi alçalır. Bu alçalma, alttaki bütün su kütlesinde kıyıya doğru yönelmiş bir basınç farkının ortaya çıkmasına sebep olur. Satıhta bu basınç farkı, rüzgârın yönlendirdiği satıh sularının 9000 lik dönmesini engeller, kıyıya paralel bir akım görününceye kadar artma devam eder. Burada yer kürenin hareketi, basınç düşmesini dengeler. Muvazene bir defa sağlandı mı artık bunu satıhtaki rüzgâr değiştiremez. Rüzgâr aniden kesilirse kıyı akımı başlangıçta açığa doğru itilen sıcak suların tekrar kıyıya dönüş yolunu keser. Tersi olması için aksi istikamette bir rüzgâr gereklidir.

Yönünü değiştiren rüzgârlara karşı ani cevap: :
Suların yukarı çıkışı için uygun olan rüzgâr periodlarının sure ve şiddeti bir bölgeden diğerine değişiklik gösterir. Bazı biyologlar, bu yukarı çıkışa uygun olarak farklı ekosistemlerin bu periodlardan maksimum olarak istifade edecek şekilde geliştiklerini güzlemişlerdir. Zayıf rüzgârlar ve satıh sularının tekrar ısınmasıyla neticelenen sabit tabakalaşma, bir önceki yukarı çıkışla getirilmiş besleyici maddelerin büyük miktarda gelmesinden yararlanan fitoplanktonların hızla gelişmesine yardım eder.

Gıda zincirinin en gelişmiş seviyesinden yararlanan insan, yukarı çıkış bölgelerinde rastladığı sıcaklık değişmelerinden istifade eder. Gerçekten en bol tito ve zooplankton kesafeti alttan çıkan besleyici maddelerden zengin ve soğuk sularla satıhtaki daha sıcak sular arasındaki sınırda bilhassa yerleşirler. Bunun için balıkçılar bir av malzemesi olarak termometre taşırlar ve bu sınırlarda daha çok balık alma şansına sahiptirler.

Bu hareketlerin belli yerlerde ve özellikle kıyılarda olması, belki de şimdilik kesin bilemediğimiz ve değerlendiremediğimiz sebeplerden dolayı buralardaki insanların rızıklarını temin için bu hadiseler ayarlanmıştır ve ayarlanmaktadır.

Bir de rüzgârın yeryüzünde, bitkilerin döllenmesi, yağmura sebep olması gibi hikmetleri yanında denizlerde de aynen bir yelkenlinin gidişine yardımı yanında bizzat denizin içindeki hadiselerde de rolünün olması aynı zamanda hem fizik hem de biyolojik olayların aynı hir olay için uygun ve düzenli olarak cereyan etmesi, bütün bu hadiselerin ustaca hazırlandığı, bir şeyden çok şey yapıldığını bize göstermektedir.

Dünyanın dönüşüyle gece, gündüz ve mevsimlerin meydana geliş hikmeti yanında denizler üzerindeki tesiriyle değişik canlılara ve neticede de insana faydalı tesiri, insanı düşünüp koruyan birisini bize daima hatırlatmaktadır.

Eğer kesafet, alçaldıkça değişmeyip aşağıda ve yukarıda aynı olsaydı veya aşağıda daha az olsaydı yerçekimine daha kolay karşı konulup aşağı yukarı olan dikey hareketler daha çok ve hızlı olacak o zaman da deniz içindeki canlılar için gerekli olan düzen çok bozulacak veya olmayacaktı. Tesadüf bunları ayarlayabilir mi acaba?

Bu yukarı doğru hareket kıyılarda değil de okyanusun ortasında olsa idi istifade edilecek besleyici maddelerden insanlar ya istifade edemeyecekler ya da çok zorluklardan sonra elde edebileceklerdi. Halbuki kıyıda oluşu bir bakıma ona hazırlanıp sunulmuş sofra gibidir. Bütün bu muhteşem hadiselerin nasıl ve kim tarafından ayarlandığını bilim adamları artık idrak etmeye başlamışlardır.

 
< Önceki   Sonraki >

Şuanda 32 misafir bağlı